Protego | Kaliteli Rpg'nin Adresi .
Sihirin Hakim Olduğu Dünyaya Hoşgeldiniz ~

Sitemize Ad~Soyad şeklinde üye olunuz.

Sitemizin MSN toplu konuşma adresi : group269858@groupsim.com


Protego | Kaliteli Rpg'nin Adresi .

Sihirin Hakim Olduğu Dünyaya Hoşgeldiniz | Sitemizin MSN toplu konuşma adresi : group269858@groupsim.com ~
 
AnasayfaKapıAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Alfa Romeo

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Alf A. Romeo
1. Sınıf Ravenclaw | Admin
Alf A. Romeo

Mesaj Sayısı : 21
Kayıt tarihi : 18/06/09

Alfa Romeo Empty
MesajKonu: Alfa Romeo   Alfa Romeo Icon_minitimePerş. Haz. 18, 2009 9:31 pm


  • I






Yağmur
bulutları mavi gökyüzünün egemenliğini sürmekteydi o Pazar günü. Neşeli
günden ve parlak güneşten eser kalmamıştı, beyaz bulutların arasından
gözüken bebek mavisi gökyüzünün yerini bunaltıcı gri yağmur bulutları
almıştı.

Islak zemine düşen yağmur damlaları pürüzlü yol
üzerinde kendine yol çiziyordu.Rüzgar şiddetli değildi, nitekin
soğuktu. Yolda yürüyen insanlar üstlerindekilere daha sıkı
sarıldılar,sadece biraz daha korunabilme
umuduyla...

Çiseleyen
yağmur bir deri bir kemik kalmış yaşlı adam için acı vericiydi. İnceden
inceye yağan yağmurun derisiyle teması sivri uçlu bıçaklar gibi can
yakıyordu.Yine de onca zamandır yaşadığı onca manevi acıya karşı o an
hissettikleri hiçbirşeydi. Bedeni zaman aşınımıyle zayıf ve içler acısı
bir hale gelmiş olabilirdi ama bu dayanıksız kabuk içerisinde bir
savaşçının kalbi atıyordu.Hiçbir su damlası söndüremezdi o mangal
yüreği söndüremezdi. Dış görünüşe aldanabilecek yüzeysel insanlar için
bir çöpten başka birşey değildi belki ama tek bir kin ya da merhamet
duygusu ölümlerine sebep olabilirdi. İliklere işleyen soğuğa kayıtsız
kalmaya zorladı kendini ve ıslak zeminde yere temazsızcasına yürüyüp
eski püskü kapının önüne kadar ilerledi. Kalın ama aşınmış halatlarla
demir sopaya tutturulmuş ahşap
tabelayı inceledi keskin gözleri. Eski ahşaba oyulmuş ad üzerindegezdi
aynı buz mavisi gözler;
"Darağacı"
Seni ihtiyar bunak... diye
mırıldandı çatallı sesiyle ihtiyar ve ciğerlerini zorlayan kısık bir
kahkaha patlattı.Buranın sahibini bilirdi,savaştan önce de
tanışıyorlardı.
Şapşal
herif hiç bir zaman iyi bir dinleyici olamamıştı zaten.Kulakları ağır
işitirdi, bu yüzden herşeyi bağırarak söyleme gibi rahatsız edici bir
huyu vardı. Buraya bu adı verirken de düşündükleri bu değildi.Tabelayı
ilk astırdığı zaman daha dün gibiydi.
Barın sahibi uzun bir isim seçme merasiminden sonra-ki bu gerçekten
uzun sürmüştü- sonunda bir isim seçmişti. Ama aptal herif adı yanlış
söylediğinden
barın adı darağacı olarak kalmıştı. Aslında şans eseri yerleşen bu isim
bara çok uyuyordu. Bar Londra'nın en tenha yerleşimlerinden biri olan
"Visitors
Street" adında bir yerdeydi,bolca dar sokağı ve kötü niyetli ayyaşı
barındıran envai çeşit insanı kapsayan sevimsiz bir yer. Bar geçen
akşamdan kalma yaraları taşıyordu,kapı menteşeleri alınan bir darbe
sebebiyle zarar görmüş,ahşap bir sütun kapı önüne
devrilmişti.İnsanlardan da mahrumdu mahmur bar,ezilmekten korkan
hamamböcekleri gibi saklanmışlardı bir yerlere. Gölgeler arasında
birkaç yüz kendini belli etmeden etrafı kolaçan ediyordu.Her elde bir
bardak alkol ve diğerinde gerilen parmaklar arasında bir bıçak ya da
benzeri bir korunma aracı vardı.Sadece iri peygamber develeri sarhoş
olup kendilerini gösterir ardından da kaçınılmaz kavgalardan paylarını
alıp evlere dağılırlardı. Bu onlar için stres atma eğlencesinden başka
birşey değildi,tabi kimse onlardan sonra etrafı toplayan ve yenileme
işlemlerinin parasını ödeyen bar sahiplerini umursamazdı.
Yaşlı adam
ince dudakları arasından gülümseyip kendisine bol gelen cüppesinin
kapşonuyla gözlerini örttü. Şimdi dünya onun ürkütücü gözlerini
görmezken kendini daha güvenli hissedecekti,tabi bu hemen arkasındaki
erezyon toprakları gibi çatlamış yüz hatlarının arasındaki mavi gözler tarafından izlenmedikleri anlamına gelmiyordu!

İhtiyar
temkinli adımlarla içeri girdiğinde kendinden geçmiş birkaç sarhoş açık
saçık bir şarkı söylüyordu bağıra bağıra. Hanımefendi sayılmayacak
garson bayanlar artık her gece bunları çekmekten bıkmış ama alışmış
biçimde kendi işlerine bakıyordu.Kızıl kıvırcık saçlı olan ufak tefek
bir kadın tezgahtaki inatçı lekeyi çıkarmaya çalışırken farketti bu
ilginç yaşlı adamı. Soluk teni daha da soluklaştı, bu da burnuna uzanan
çilleri daha belirgin kıldı. Yaşlı adamın kim olduğunu biliyordu ve
maalesef niye geldiğini de biliyordu.Umutsuzca diğer müşterilere
baktı,onlar gibi hiç birşeyden habersiz olmayı ne de çok isterdi!
Korseli
dar elbisesini çekiştirip düzeltti aceleyle ve ayyaşların yanından
geçen yaşlı adama ilerledi. Her adımında ayaklarına uyguladığı ağırlığı
inceledi bilge adam.Kadının yürüyüşünde bile göze güzel gelen bir
asalet vardı.Alev rengi saçları her hareketinde yanaklarını yalayıp
geçiyor,adeta dans ediyordu bukleleri. Yaşlı adam bu küçüğü ne kadar
sevdiğini unutmuştu.
Barda güzel olan tek şey oydu.


Yaşlı adamın aklından bunlar geçerken Kylie'nin aklından geçenler daha
sıkıntılıydı.Ayyaşlar
mugglelaredan oluştuğundan sorun çıkarabilirlerdi, özellikle de acaip
giyinişli adamlar için. Bu yüzden bu buruşuk cüppeli adam buraya ne
zaman gelse beraberinde sorun getirirdi.Aklından geçen sorun aniden baş
gösterdi.Kylie tam adama yaklaşmış,merhabalaşmak için ince kemikli
ellerinden birini sıkacaktı ki iri yarı,adaleli adamın biri aralarına
girdi.Kirli sakalı boynuna kadar uzanıyor,uzun yağlı saçları gözlerinin
önüne kadar düşüyordu. Aynı aptal Vikingler gibiydi,tek fark elinde savaş baltası yerine bir maşrapa vardı;

"Heey payılçço!"diye güldü eksik dişleriyle. Neredeyse adamın iki kadardı
,bir kolu yaşlı adamın belinden kalındı.Adam kanına karışan alkolün etkisiyle yarım yamalak konuşuyordu.
"Ellbiseyi nereden aldın,yaşlı bir kadını mı soyydun?"
Barı hakimiyetine alan bir kahkaha sesi boğdu ortamı. Aynı gelmeden önce
başlayan yağmurla beraber gümbürdeyen gökgürültüsü gibiydi,sadece daha sinir bozucu...
Kylie gözlerini kocaman açmış yalvarırcasına yaşlı adama bakıyordu. Bu sessizliği fırsat bilen ayyaş espirilerine devam etti;

"Yoksa sen sokak soytarıla'ından mıssın?Hani kulaktan bozuk parra
çıkaranla'dan falan?Benim için kula'mdan bir mannken çıka'sana??"

"Dikkat et Paul,yoksa seni cehenneme yollayabilir!"
Ve kahkahalar,kahkahalar...
Ruha işlenen alay çığlıkları...
Yaşlı
ve merhametsiz adamın içinde büyüyen öfke dalgası iyice kabarmıştı.Yine
de sevgili Kylie'si için bir harekette ulunmadı,buradaki herkesi
harbiden cehenneme yollayabilecekken!

Kapşonunu indirdi
yavaşça başından ve gözlerini iki katı kadar olan adama dikti. Adamın
yüzündeki kendini bilmez gülümseme yavaş yavaş kaybolurken onu
korkutmanın verdiği zevkle izledi.

Siz
kendini bilmez beyefendilerin,tabi kendinizi hala böyle
adlandırabiliyorsanız,yapabileceği en tehlikeli şeylerden birini
yapmaktasınız, nitekim güçsüz görünen bu bedenini içinde öyle bir güç
yatıyor ki onu gerçekten görsen seni öldürmek için ağlayarak ayaklarıma
kapanırsın. O zaman senin o değerli alaylarının konusu olmaktan çıkarım
ve seni işe yaramaz bir böcekmişçesine topuğumla ezerim Bu yüzden
baylar, yolumdan çekilin, ya da çekilmeyin ben de zevkle etlerinizi
yeni öldürülmüş bir dana gibi kemiklerinizden sıyırayım.

Sözlerinde
herhangi bir tehdit yoktu,hatta ses tonu o kadar gerçekçi ve saftı ki
adam bir adım geri çekildi. Kylie usanmış ve endişeli bir bakış attı
aniden sessizleşmiş kalabalığa. En azından kavga çıkmamıştı ve o buna
bile minnettardı.Yaşlı adamın koluna girdi gözlerini kalabalıktan ayırmadan

Gidelim baba.
Aksaya aksaya ilerledi yaşlı adam. Taa ki zemin kata inen merdivenden inip
bodrumda tek başına oturan adamın karşısına gelene kadar.Oda bina ile
oldukça
uyumluydu. Duvarlarındaki iri çatlaklar nerden geldiği bilinmeyen ince
su yollarıyla lekelenmişti.Alçak tavan buranın zamanında kiler olarak
kullanıldığının göstergesiydi,o da duvarlar gibi yosun tutmuştu.
Ayriyetten odayı hapseden ve ciğerlere eziyet eden bir nem kokusu
duyuluyordu. Kylie bu kokuya karşı burnunu buruştururken yaşlı adam
ağır kokuyu dayanıksız ciğerlerine çekti büyük bir nefesle.Onun hassas
burnu daha beterlerine tanık olmuştu.Gözleri ise,karanlıkta dahi ölüm
vaat eden gözleri, karşısındaki silüete kitlenmişti.
Yüzü karanlıkta
görünmüyordu ama gölgelerin yüz hatlarına vurduğu kadarıyla genç
biriydi. Karanlık odanın en karanlığına kapatmıştı kendini.Ellerinden
biri oturduğu demode koltuğun korkuluklarında gevşekçe durmakta,
diğeriyse hemen çenesinin altında destek görevinde durmaktaydı. Kylie
odaya ilk indiğinden bu genç adamın niye Bilge Clementores'i,yani bunca
şey görmüş babasının, onca yolu katedip gelmesine değdiğini
düşünmüştü.İçten içe insani bir kıskançlık hissetti. O ölse dahi babası
onu görmeye gelmezdi...


Clementores zemin kata inmeden
önce baston niyetine kaptığı meşe dalına dayanıp önünde kendi
kişiliğinden ödün vermeden dimdik durdu ve çenesini düşünceli düşünceli
kaşıyan adama baktı saygıyla.Tam o anda genç adamın eli daha önce
farkedilemeyen ipe kaydı ve neredeyse Clementoresin adımıyla
yarışırcasına aynı zamanda vasfını gördü. Tavandaki küçük ışık
aydınlandı ve karanlığı geri çekilmeye zorladı.Yeşil gözlü adamın
tavrındaki rahatlık Kylie'i ürkütse de Clementores'i sadece güldürdü;

Merhaba James,uzun zaman olmuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 4
Kayıt tarihi : 09/06/09

Alfa Romeo Empty
MesajKonu: Geri: Alfa Romeo   Alfa Romeo Icon_minitimePtsi Ağus. 31, 2009 4:33 pm

% 50

TEBRİKLER!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://protego.yetkin-forum.com
 
Alfa Romeo
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Protego | Kaliteli Rpg'nin Adresi . :: Karakterler Seçim ve Tanıtımları :: RPG Puanlama-
Buraya geçin: